Bist■.■■
Gr. Altın■.■■
Dolar■.■■
Euro■.■■

Bir Şehrin Tarihi Nasıl Oluşturulur?

  • 29.03.2022 14:55
  • (5)

Haberi Sesli Dinle

0:00 0:00

“Düzce, tarihi çok eski olan bir şehir değil. Fakat yakın geçmişten bile bugüne kalan hiçbir şey yok. Bunun nedeninin deprem olduğunu düşünmüyorum, çünkü deprem eskileri değil, yeni binaları yıktı.

Bir şehre yaşanmışlık hissi verecek olan, gerçek bir şehir özelliği kazandıran binalar ise deprem ile değil insanların eliyle yok edildi.

Nedense, modern olacağız diye midir nedir, bizde yeni şehrin güzel şehir olacağı gibi bir anlayış var. Eskileri yok ederek yenilerini dikmeyi uygarlık sanıyoruz. Oysa, bizden kat be kat uygar olan Avrupa’nın şehirlerini dolaştığınızda tarihin içinde dolaşır gibi olursunuz. O şehri geçmişiyle birlikte adeta siz de yaşarsınız.” (Temmuz 2012, Burası Düzce)

On yıl önceki yazımdan bu alıntıyı niye yaptım şimdi? Anlatayım efendim.

Önceki yazımda belediyenin yaptığı iyi şeyleri yazarken en önemlisini yazmayı unutmuşum: Konuralp’teki antik tiyatronun çok önemli bir kısmının kazılarla ortaya çıkarılması.

Ortaya çıkan şeyi görünce şaşırmamak elde değil. O toprağın hemen altında öyle muhteşem yapılar olduğunu bilmeden yıllarca üzerinde tepinip durmuşuz.

Onları ortaya çıkarmak için yıllardır hiç kimse el atmamıştı. Zaten, bu tarihi şehirde daha önce hiç kazı yapıldığını hatırlamıyorum. Sanırım bu çalışma şehrin ilk kazısı.

Gerçi, yanlış hatırlamıyorsam, kazıların planlanması hatta başlangıcı önceki belediye yönetiminde olmuştu. Kazıyı başlatan da üniversiteydi. Üniversitenin Arkeoloji Bölümünün öncülüğünde çalışmalar yapılıyordu. Sonradan üniversite ve belediye arasında anlaşmazlıklar çıktı, üniversite kazılardan çekildi, belediye kendi imkanlarıyla devam ettirdi diye biliyorum. Yani bu başarıyı sadece belediyeye bağlamak yanlış olur.

Artık arkasında kim varsa; Üniversite, Belediye, bence son yıllarda Düzce’de yapılmış en iyi, en heyecan verici şeyin başarılmasında kimler pay sahibiyse hepsini kutluyorum.

Önceki yazımda avm diye kısaltılan alışveriş merkezlerinden de söz etmiştim. Onlara karşı olmadığımı, şehir merkezinde yapılmasına karşı olduğumu söylemiştim.

Avm’ler çağımızın çığ gibi büyüyen modası oldu.

Gerçekten de iyi zaman geçirilebiliyor oralarda. Geniş, büyük mağazalarda rahatça gezilebiliyor. Bir şeyler yemek isterseniz yeme içme yerleri de bol. Rahat sinema salonlarında filmleri de keyifle seyredebiliyorsunuz.

Ülkenin bütün illerinde hatta birçok ilçede var artık böyle avm’ler

Ama bir sorun var bu merkezlerde. Hepsinde aynı mağazalar, aynı markalar, aynı yemekler, aynı sinema salonları, hatta aynı filmler…

Gittiğiniz her avm’de sanki aynı avm’ye girmiş gibi oluyorsunuz. Hangi şehirde olursa olsun fark etmiyor.

Oralarda bulunduğu şehrin kimliğini, farklı yönlerini, bulamazsınız, o şehre özgü hiçbir şey göremezsiniz.

O şehre gidip te ortasındaki kocaman avm’ye gidip gezip dönenler bana göre o şehre gitmiş sayılmazlar.

Bir şehri tanımak için o şehre kimliğini verenler başta sözünü ettiğim antik tiyatro gibi o şehre özgü yapılardır.

O antik tiyatroya baktığınızda Düzce’ye geldiğinizi anlarsınız, anlamayı bırakın Düzce’de olduğunuzu ta içinizde hissedersiniz. Baştaki alıntımı da bu nedenle yaptım. Daha kazılar başlamadan, tarih ortaya çıkmadan önce yazmıştım onu.

Uzakta bir yerlerde bu antik tiyatronun fotoğrafını gördüğünüzde, “aaa burası Düzce” dersiniz ve bir an önce görme isteği doğar içinizde.

Ama bir yandan tarih ortaya çıkarılırken diğer yandan da binalar yıkılıyor, ağaçlar kesiliyor bu şehirde.

Ağaçları kesiyorlar, eleştiriyoruz, savunma daha iyilerini daha yenilerini dikeceğiz oluyor.

Binaları gelişi güzel yıkmayın diyoruz, yerine daha gıcırları yapılacak deniyor

Anlamıyorlar ya da anlamak istemiyorlar

İnsanlar gibi şehirlerin de yaşamı, hatıraları, geçmişi vardır. Kendilerine özgü dokuları, renkleri vardır

Bir insanı dinler gibi şehirleri de dinlersiniz, koklarsınız, onunla birlikte hatta onun içinde nefes alırsınız

Yeni doğmuş bir şehri değil, tarihi olan, kendine özgü kimliği olan şehri merak edersiniz, uzakta da olsanız, onu gidip görmek istersiniz

O nedenle şu eskidi yıkalım, bu eskidi yıkalım, yenilerini daha güzellerini yapalımı çok kolay demememiz gerekir

Ağacın dalı kırıldı, şekli bozuldu, keselim yerine daha güzel ağaç dikelim demememiz gerekir

Park Gazinosunu gençler bilmiyorlar. O bina yüksek tavanı, yüksek pencereleriyle çok güzel bir ahşap binaydı. Depremden de sağ salim çıkmıştı. Eskimişti. Güzel bir restorasyonla bugün de yaşayan bir bina olabilirdi. Fakat sonradan yıkıldı yerine başka bir bina yapıldı. Bitmedi, millet bahçesi yapılırken yerine yapılanı da yıkıp biraz öteye yeni bir bina diktiler. Yahu madem bina yapacaksın hazır olanı neden yıkıyorsun? Onun geçmişi var, onunla birlikte bizim hatıralarımız var. Üstelik fazladan bir masrafa da giriyorsun.

Park gazinosu şimdi sadece yaşını başını almış küçük bir grubun hafızasında yaşıyor. Bizler de gidince tamamiyle bitecek. 

Eski Düzce’yi anlatan iki satır karaladığımızda hemen Düzce’de uzun yıllar yaşamış, yaşamakta olan eski insanlarımızdan güzel yorumlar alıyoruz. Yazılan konuyla ilgili anılarını yorumlara yazmaya başlıyorlar. Neden? Çünkü anıları o yazılanların içinde yaşıyor.

Şehrin göbeğindeki köftecilerin olduğu ada için de bir proje olduğunu duydum. Adanın komple yıkılacağı, yerine her yerde görebileceğimiz, avm tipi binaların dikileceği bir proje. Allah’tan bugüne kadar sadece proje olarak kalmış, kimse uygulamaya geçirmek için adım atmamış.

Şimdi buradan kaza ile aklına getirecek olur diye sesleniyorum: Sakın ha! Aklınıza bile getirmeyin! Yerel lezzetleri, daracık sokaklarıyla Düzce’nin cazibe merkezi olması gereken bir yeri yıkmayı sakın düşünmeyin! Orası da yıkılırsa ha başka bir şehre gezmeye gitmişsin ha Düzce’ye fark etmez.

Umarım ilerde şehrimizin hafızası olan, o şehrin kimliğini kazanmasına katkısı olan ve çok ilerde o şehrin tarihini oluşturacak yapıları yaşatmasını öğreniriz. 

Hep yıkarak bir şehrin tarihi nasıl oluşturulabilir ki? Yoksa Düzce’nin bir tarihi olsun diye bir derdimiz yok mu?

Alev İşler

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gala Grup Medya (www.konsopahaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (5)

  • Ahmet YAKUPOĞLU
    Ahmet YAKUPOĞLU
    7.06.2022 12:03

    Değerlendirmeleriniz yerinde ve anlamlı olmuş tebrik ediyorum. Katkı sağlamak adına bende bir ekleme yapmak istiyorum. 2018 yılında Düzce ilinde eğitim tarihini yansıtan bir müze kurduk. Bende hasbel kader bu organizasyonun içinde yer aldım. Eğitim tarihine ışık tutan son eserleri kaybolmadan ve yok olmadan toplayıp bu müzede topladık ve sergiliyoruz. Müze 15 Temmuz Şehitler Anadolu Lİsesi binası bitişiğinde ziyaret edilebilir hafta içi açık, burası içinde bir yazı kaleme alabilirsiniz.

  • İlhami HAN
    İlhami HAN
    12.04.2022 23:31

    Ne şiş yansın ne kebap tadında kaleme almışsın. Emeğine sağlık da hafif eleştirisel olmasını, ikaz içermesini tercih ederdim. Kısmen ince uyarılarda bulunmuşsun evet ama yetersiz kanaatindeyim.Dua edelimde “sakın ha “ diye uyardığın köfteciler sitesi “Asahi hadi başlıyalım şu projeye” algılamasına dönüşmesin. Saygılarımla

  • Sloganları yalan çıktı.
    Sloganları yalan çıktı.
    29.03.2022 22:05

    Halkın olanı halka vereceğiz afiş ve sloganları ile başladıklarında herkes umutlanmıştı ya, hedef bu toplumun kültürüymüş.. Parklar yıkılınca Cedediye cami önü ve yıkılan belediye işhanının orası kalmıştı insanların oturduğu, en son onlarıda proje adı ile kaldırdılar.. Sağuç köprüsünün oradaki işletmeyide sıraya almış olmalarından korkarım, çünkü doğu tarafına Düzce’nin makus talihini simgeliyen kara rengi ile bir büfe konmuş..

  • Düzce'li..
    Düzce'li..
    29.03.2022 21:51

    Parkın peyzajı, yapımı tekniği, görselliği değil ki sorun.. Düzce'lilerin bir çoğu yaşamında defalarca birilerine buluşmak için, Küçüksuda, Park gazinoda, Konakta buluşalım diye randevu vermiştir.. Kayıp koskoca iki yıl sonra, Parkımı, masamı, çayımı, geri alamadım.. Düzce’de İnsanların şurada buluşalım diyebileceği, açık havada nefes alabileceği tek bir park kalmadı.. Bizim kültürümüzde insanlar, eşi, dostu arkadaşı, misafirleri ile bir masada sohbet edip, edip, çayını kahvesini içmek ister.

  • Tam isabet..
    Tam isabet..
    29.03.2022 21:40

    İstanbul'da Sultan Ahmet, Mısır çarşısı, akla geliyor.. İzmir'in Kemeraltı, Bursa’nın Bedesten çarşısı, bunların yerini alabilecek bir avm düşünebilirmisiniz.. Peki, Düzce olarak biz neyle anılıp hatırlanacağız.. Deprem öncesi şehre gelen siyasileri, misafirleri karşıladığımız Park gazinomuz vardı ki, belkide zamanın şartlarında o genişlikte direksiz ahşap kullanılarak yapılmış yurdumda tek binaydı.. Maalesef oda deprem sonrasındaki yerel yönetimin Rant sevda sına kurban gitti...